
Bir parçanın gerçek fiyatı etiketinde yazmıyor. Etiketi giyeceğin sayıya böldüğünde çıkıyor.
Haftada iki kez, üç yıl boyunca giyilen bir palto üç yüz kez giyiliyor. On kez giyilip sıkılan bir trend ceket, üç kat ucuz olsa bile giyim başına on kat pahalıya geliyor.
Trend bir parçayı ucuza almak, klasik bir parçayı pahalıya almaktan daha pahalıya geliyor. Bunu bir kez hesapladığında alışveriş alışkanlığın kalıcı olarak değişiyor.
Temel parça 'sıkıcı parça' demek değil; kalıbı ve kumaşı iyi olan temel parça, dolabın en çok iltifat alan parçası oluyor.
Trend merak etmek suç değil, sadece pahalıya mal olmaması gerekiyor. Trendi küçük yüzeylerde dene: bir fular, bir küpe, bir çanta, bir gömlek.
Trend bir silüeti denemek istiyorsan — çok geniş bir paça, yeni bir kalıp — bunu orta segmentte al ve bir sezon giyip giymediğine bak. Giyiyorsan bir sonrakinde iyisini alırsın.
İkinci el ve emanet mağazaları trend denemek için en akıllı yer: risk düşük, kalite çoğu zaman yüksek.
Yıllık kıyafet bütçenin yüzde sekseni temel parçalara gitsin. Bu seksen, üç dört parçadan oluşacak kadar az sayıda ama iyi kalitede olmalı.
Kalan yüzde yirmi trend, renk ve heves için. Bu payı ayırmak vicdan meselesi değil, sistem meselesi: pay ayrılmazsa heves temel parça bütçesinden çalıyor.
Üç soruya da evet diyorsan otuz gün beklemene gerek yok; zaten listendeki bir boşluğu dolduruyorsun.
Herkes dolabını bir anda yükseltemez ve gerek de yok. Sırayı kullanım belirlesin: en sık giydiğin parçadan başla.
Çoğu dolapta bu sıra şöyle çıkıyor: önce ayakkabı, sonra dış giyim, sonra pantolon, en son üst giyim. Üst giyim en görünen katman ama en çok yıkanan ve en hızlı eskiyen de o.
Bir parçayı yükselttiğinde eskisini elde tutma. İki tane iyi pantolonun varken üçüncü vasat pantolon sabah kararını zorlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor.